VİYANA - SNmedia.at/Yeni düzenleme ile ORF'nin yönetim yapısı da önemli değişikliklere uğrayacak. Vakıflar Meclisi ve Kamu Konseyi'nin yeniden yapılanmasında Yargıtay'ın önerileri doğrultusunda siyasi etkinin azaltılması hedefleniyor. Bu kapsamda, Federal Hükümet Vakıf Yönetim Kurulu'na artık dokuz yerine altı üye atayacak. Dinleyici Kurulu ise ORF Yüksek Kurulu’na altı yerine dokuz üye gönderecek.
Mesleki Yeterlilik ve Denge Ön Planda
Yapılan değişikliklerde mesleki yeterlilik, eğitim ve mesleki denge önemli kriterler olarak öne çıkıyor. Yeni düzenlemeye göre, Vakıf Yönetim Kurulu’na yapılacak atamaların kamuya açık şekilde ilan edilmesi zorunlu hale geliyor. Federal eyaletler, parlamento partileri ve Merkez İş Konseyi tarafından yapılacak atamalarda da kalite standartları artırılacak.
Seyirci Kurulu’nun Yapısı Değişiyor
Seyirci Kurulu’ndaki üye sayısı 28'e düşürülecek. Yeni düzende 14 üye hükümet tarafından atanacak. Daha önce bu sayı 17 idi. Geriye kalan 14 üye ise çeşitli meslek odaları, dini kurumlar ve parti akademileri gibi yasada belirtilen organlar tarafından belirlenecek.
Yeni Dönem Haziran’da Başlayacak
Yasa tasarısına göre, yeni yönetim düzenlemeleri 17 Haziran itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu tarihten sonra Vakıf Yönetim Kurulu ve Kamu Konseyi yeniden şekillenecek. Yeni kurul, ORF Genel Müdürü’nü seçecek ve kurumun mali planlarını ile uzun vadeli yayın stratejilerini onaylayacak.
Siyasi Dengeler Değişiyor
Reform, ORF'nin en üst düzey organında siyasi dengeleri de etkiliyor. Mevcut durumda ÖVP’ye yakın üyeler ve bağımsızlar çoğunluktayken, yeni yapıyla SPÖ’nün etkisinin artması bekleniyor. Medya Bakanı Andreas Babler, yeni dönemde kimin başkanlık görevini üstleneceğinin henüz netleşmediğini belirtti.
Muhalefetten Reform Eleştirisi
FPÖ ve Yeşiller, yasa tasarısının kendilerine geç iletilmesini ve içeriğini sert şekilde eleştirdi. FPÖ medya sözcüsü Christian Hafenecker reformun yetersiz olduğunu ve siyasi etkinin hâlâ büyük olduğunu savundu. Yeşillerin geçici lideri Sigrid Maurer de düzenlemelerin ORF üzerindeki siyasi baskıyı azaltmakta yetersiz kaldığını ifade etti ve reformu “minimal bir çözüm” olarak nitelendirdi.